HIRS

Değerli Canlar,
İnsan odur ki çevresinde olup bitenlerden ders çıkarmayı bilsin. Eğer insan, etrafında yaşanan olayları dikkate almaz ve bunlardan kendisine bir ders çıkarmazsa aynı olaylarla karşı karşıya kalması kaçınılmazdır.
İnsanoğlunun başına ne gelirse çoğu zaman hırstan gelir.
İnsan hırslı olmaz mı? Elbette olur. Ancak önemli olan, hırsını nerede ve nasıl kullandığıdır. Eğer hırsını vatan, millet, memleket, din ve bayrak uğruna kullanıyorsa doğru yerde hırs yapıyor demektir.
Yok, eğer hırsını sırf kendi emelleri ve çıkarları doğrultusunda kullanıyorsa bunun sonuçlarına da katlanmasını bilmelidir.
Hırsın kelime anlamı; bir amaca ulaşmak için duyulan aşırı istek, tutku, doyumsuzluk ve açgözlülüktür. Biraz daha açacak olursak:
Hırs, sebeplere riayet etmeden, kısa yoldan veya her yolu mubah sayarak sonuca ulaşma arzusudur. Genellikle yıkıcı ve doyumsuz bir özelliktir.
Kişinin elde etmek istediği mal, mülk, makam, şöhret ve benzeri şeyler uğruna ölçüyü kaçırması, elindekilerle yetinmemesi ve sürekli daha fazlasını istemesidir.
Hırsın bir başka şubesi de doyumsuzluk ve her şeye tamah etme hastalığı olan açgözlülüktür. Bunlara karşı dikkatli olmalıyız.
Bu hastalığa kapılan kişi, helal-haram sınırını tanımaz. Hırslı insan, hedefine ulaşmaya çalışırken yaptığı işin meşru, yani helal olup olmadığına bakmaz. Onun için önemli olan, sonucun kendi menfaati doğrultusunda gerçekleşmesidir.
Peki, bu hastalıklar en çok kimlerde görülür?
Bu hastalıklar, öncelikle iman zayıflığı yaşayan insanlarda daha fazla kendini gösterir. Yani hem Müslüman olduğunu söyler hem de Müslümanlığın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (SAV) nasihatlerine aykırı işler yapar.
Bir hata yaptığında bunun farkına varır ama yaptığı hatadan elde ettiği kazancı hak ettiğini düşünür.
“Bu kadar çalışıyorum, ne olmuş yani? Bir araba aldıysam işe yürüyerek mi gidip geleyim? Eee, canım yorulduk. Milletin işiyle uğraşmak kolay değil. Bizim de bir yazlığımız olmasın mı? Bizim de dinlenmeye hakkımız yok mu?” diyerek kendisine çeşitli mazeretler ve çıkış yolları bulur.
Oysa kendi işini görmek için devletin mumunu söndürüp kendi mumunu yakan Hz. Ömer’in hayatını da bilir.
Hırslı kişiler aynı zamanda oldukça zekidirler. Ancak zekâlarını çoğu zaman böyle ince hesaplara ve cambazlıklara harcarlar.
Değerli Canlar,
Zeki olmak başka, akıllı olmak başkadır.
Zeki insan, nefsinin istekleri doğrultusunda hareket edebilir. Akıllı insan ise Allah’ın (CC) emirlerini ve değerlerini rehber edinerek hareket eder.
Zeki insanlar yeni ve hızlı fikirler üretebilirler. Ancak bu, onların her zaman doğru kararlar alacakları anlamına gelmez. Bir insan zekâsını bazen zarar verecek veya yanlış sonuçlar doğuracak işlerde de kullanabilir.
Akıllı insan ise zekâsını bir süzgeçten geçirir, sonuçlarını tartar ve en uygun kararı vermeye çalışır. Nerede, ne konuşacağını; fırsatları nasıl değerlendireceğini ve kendisine zarar verecek durumlardan nasıl uzak duracağını bilir.
Evet, değerli Canlar, günümüzde bu tür zeki insanların sayısı oldukça fazla. Maalesef bazıları zekâlarını insanlığın ve toplumun menfaati için değil, kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor.
Ama çok güzel bir atasözümüz vardır:
“Alma garibin ahını, çıkar aheste aheste.”
Siz de eğer size emanet olarak verilen makamı, mevkiyi ve yetkiyi kendi nefsinizin çıkarları için kullanıyorsanız bunun sonuçlarına katlanmanız gerekir.
Unutulmamalıdır ki hiçbir devletin dini yoktur. Devletin dini adalettir. Ancak bu adalet, herkese eşit şekilde yansıyan, kişiye ve makama göre değişmeyen bir adalet olmalıdır.
İşte bu nedenle devleti yönetenler, denetim mekanizmalarını mutlaka hayata geçirmeli ve denetimleri en üst düzeyde gerçekleştirmelidir.
Bunun sebebi açıktır: Paranın, şanın ve şöhretin bozamadığı insan sayısı ne yazık ki çok azdır.
Değerli Canlar,
Peki, hırsın karşısında duran kelime nedir?
Azim!
Evet, azim hırsın tam karşısında duran, insanı doğru hedeflere ulaştıran önemli bir erdemdir. İşte insan, hırslı değil, azimli olmaya çalışmalıdır.
Azimli insan, bir işi başarmak için sabırlı davranır. O iş için canla başla çalışır, projeler üretir ve bunların hayata geçirilmesini sağlar. Yaptığı işin sonucu ne olursa olsun, emeğinin karşılığında elde ettiğine razı olmayı bilir.
Azimli insan çevresindekileri mutlu etmeye çalışırken hırslı insan öncelikle kendisini mutlu etmeye çalışır.
Azimli insan “Bizim olsun.” der.
Hırslı insan ise “Benim olsun.” der.
Değerli Canlar, zannederim maksat hâsıl olmuştur. Arife tarif gerekmez.
Azimli olalım ama hırslı olmayalım.
Yazımı, Üstat Sadettin Ökten’in birkaç güzel sözüyle noktalamak istiyorum:
- “Medarı maişet motoru hayatı bitirir.” (Geçimi sağlayan araç, insanın bütün hayatını tüketebilir.)
- “Bir insanın yüzündeki tebessüm size de sirayet eder.”
- “Sürur (sevinç, mutluluk ve neşe) paylaşmakla artar.”
Kalın sağlıcakla.
Hırsla ilgili ayet ve Hadisler
“Doğrusu, onların (Yahudilerin) hayata diğer insanlardan, hatta müşriklerden daha düşkün (daha hırslı) olduklarını görürsün. Her biri ömrünün bin yıl olmasını ister. Oysa, uzun ömürlü olması onu azaptan uzaklaştırmaz. Allah onların yaptıklarını görür” (el-Bakara, 2/96)
“Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi maldadır” (Tirmîzî, Zühd, 19).
“Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, bir üçüncüsünü ister. Ademoğlunun karnını (gönlünü) topraktan başka bir şey doldurmaz. Şu kadar ki, tövbe eden kişinin tövbesini Allah kabul eder” (Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercümesi, 2025 sayılı hâdis: Tirmizi, Zühd,19; İbni Mâce, Zühd, 27).
“Âdemoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata (uzun ömürlü olmaya) karşı hırs.”
(Buhârî, Rikâk 5; Müslim, Zekât 115)


