Hufre-i Mi’cân ve Makam-ı Cibril,

Kabe’nin doğu duvarında, kapının yaklaşık 4 metre sağında yer alan Hufre-i Mi’cân ve Makam-ı Cibril, İslam tarihinin en derin hatıralarını barındıran, ancak birçok ziyaretçinin tam yerini bilmediği mübarek bir mevkidir. İşte bu özel alanın tarihçesi, mimari detayları ve manevi önemi:
Tarihi Kökeni ve Hufre-i Mi’cân (Harcın Karıldığı Yer)
Bu alan, Hz. İbrahim (as)’in Beytullah’ı inşa ederken kullandığı çamuru ve harcı hazırladığı çukurun bulunduğu yerdir. Kelime anlamı olarak “harç karılan çukur” manasına gelen Hufre-i Mi’cân, 1950 yılına kadar fiziki bir çukur olarak varlığını sürdürmüş; ancak tavaf alanındaki izdihamı önlemek amacıyla mermerler değiştirilirken zeminle bir hizaya getirilerek kapatılmıştır.
Bu noktanın bir diğer tarihi hatırası ise Peygamber Efendimiz’in dedesi Abdülmuttalib ile ilgilidir. Kureyş’in lideri olan Abdülmuttalib’in döşeği tam bu alana serilirdi; çünkü bu nokta gün boyu Kabe’nin gölgesiyle şereflenirdi. Siyer kaynakları, Abdülmuttalib’in bu özel minderini sadece torunu Hz. Muhammed (sav) ile paylaştığını kaydeder.
Makam-ı Cibril ve İlk Namazın Talimi
Hufre-i Mi’cân’ın hemen yanında, Makam-ı Cibril (Musallâh-ı Cebrâil) bulunur. Burası, beş vakit namaz farz kılındıktan sonra Hz. Cebrail’in yeryüzüne inerek Peygamber Efendimize (sav) namazın vakitlerini ve kılınış şeklini bizzat öğrettiği yerdir.
İmamet Hadisesi: Hz. Cebrail, iki gün peş peşe gelerek Beytullah’ın kapısı önünde Efendimize on defa imamlık yapmıştır. İlk gün namazları vakitlerin başlangıcında, ikinci gün ise sonunda kıldırarak ibadetin sınırlarını belirlemiştir.
Miraç Hatırası: Bazı rivayetlerde Hz. Cebrail’in Miraç gecesinde de Efendimize bu noktada imamlık ettiği belirtilir. Bu sebeple burası, İslam’da namazın “uygulamalı eğitim merkezi” olarak kabul edilir.
Mimari Detaylar ve 8 Nadide Taş
Bu mukaddes alanı işaretlemek amacıyla Kabe’nin kaidesi (şâzervan) üzerine yerleştirilmiş çok özel taşlar bulunur:
Sekiz Kırmızı/Kahverengi Mermer: Hicri 64 (m. 684) yılında Abdullah bin Zübeyr (ra) tarafından Makam-ı Cebrail’e işaret olması için konulmuştur. Bu mermerler, Kabe’nin diğer taşlarından farklı olarak kiremit renginde ve kahverengimsi bir dokuya sahiptir. Halk arasında bu taşların göz hastalıklarına şifalı olduğu, ellerini sürüp gözlerine sürenlerin şifayab olacağı inancı yaygındır.
Sarı Damarlı Kitabe Taşı: Harcın karıldığı asıl noktayı belli eden, Kabe kaidesinde yer alan tek parça sarı damarlı ve tırtıklı bir mermerdir. Haccac bin Yusuf tarafından 692 yılında yerleştirilen bu taşın üzerinde, dijital laboratuvar çalışmaları sonucunda Bakara Suresi’nin 158. ayetinin (Safa ve Merve’nin Allah’ın nişanelerinden olduğunu belirten ayet) yazılı olduğu tespit edilmiştir.
Günümüzdeki Durumu ve Önemi
Eskiden yaklaşık 2 metre uzunluğunda ve 3,5 metre eninde küçük bir çukur olan bu alan, günümüzde tavaf zeminiyle (mataf) birleştirilmiştir. Ancak Kabe imamları, bu tarihi sürekliliği bozmamak adına namazlarını halen genellikle bu mevkide, Makam-ı Cibril’in bulunduğu noktada kıldırmaktadırlar.
Eğer bir gün Kabe’yi tenha bulursanız, Hz. Cebrail’in Efendimize ilk namazı öğrettiği bu noktada durun. Sanki o mübarek talim o an gerçekleşiyormuşçasına namaz kılıp bu manevi iklimden nasiplenmek, bir mümin için paha biçilemez bir vuslat anıdır.
Kaynak sosyal Medya

